Taşınmazın Geç Teslimi Sebebiyle Müteahhitten Kira Tazminatı İstenebilir Mi?

 

Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmelerinde müteahhidin en önemli yükümlülüğü taşınmazı sözleşmeye uygun olarak ve kararlaştırılan tarihte teslim etmesi ile ilgilidir.

Yüklenicinin sözleşmede belirtilen tarihte teslimi gerçekleştirmemesi halinde arsa maliklerinin teslimin gecikmesi nedeniyle maddi zararları oluşabilir. Aynı şekilde, inşaat aşamasında projeden satın alınan taşınmazların süresi içerisinde teslim edilmemesi halinde de alıcı taraf zarara uğrayabilecektir.

Arsa sahibi ve alıcı taraf somut olayda şartlarının bulunması kaydıyla meydana gelen zararlarına karşılık müteahhit ya da satıcıdan kira tazminatı isteyebilir. 

Geç Teslim Kavramı Neyi İfade Eder?

Kira tazminatı talep edilebilmesi için öncelikle müteahhidin taşınmazı teslimde gecikmesi gerekmektedir. Burada geç teslimden ne anlaşılması gerektiğinden bahsetmemiz gerekir.

Taraflar arasında yapılan sözleşmelerde genel olarak taşınmazın teslim tarihi belirlenmektedir. Dolayısıyla öncelikle sözleşmenin incelenmesi gerekmektedir. Müteahhit sözleşmede belirtilen tarihte taşınmazı usulüne uygun olarak teslim etmemişse geç teslimden bahsedilir. 

Taraflar arasında yapılan sözleşmede taşınmazın ne zaman teslim edileceği kararlaştırılmamışsa yüklenicinin taşınmazı makul bir sürede teslim etmesi gerekmektedir. Bu halde de müteahhit sınırsız bir teslim süresine sahip değildir. 

Yüklenici taşınmazı sözleşmede belirtilen şekilde teslim etmelidir. Taşınmazda fiilen ya da hukuken tamamlanmayan kısım ve işlerin bulunması durumunda alıcı taraf taşınmazı teslim almak zorunda değildir. Bu halde de müteahhidin taşınmazı teslimde gecikmesinden bahsedilebilir.

Geç Teslim Nedeniyle Kira Tazminatı Talep Edilebilmesinin Şartları

Geç teslim nedeniyle kira tazminatı talep edilebilmesi için gerekli şartlar kısaca şu şekildedir:

1- Taraflar arasında geçerli bir sözleşme olmalıdır. Müteahhidin temerrüdü sebebiyle kira tazminatı davası açılabilmesi için taraflar arasında hukuken geçerli bir inşaat sözleşmesi ya da taşınmaz satış sözleşmesi mevcut olmalıdır. Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmeleri ile taşınmaz satış sözleşmeleri resmi şekilde yapılmalıdır.

2- Müteahhidin taşınmazı teslimde temerrüde düşmesi (gecikmesi) gerekmektedir. Yüklenici sözleşmede belirtilen sürede ya da sözleşmede teslim süresine ilişkin madde bulunmuyorsa makul süre içerisinde teslimi gerçekleştirmelidir. Bu süreler içerisinde teslimin gerçekleşmemesi durumunda, somut olay özelinde değerlendirilmesi gerekmekle birlikte, yüklenicinin teslimde gecikmesinden bahsedilir. Müteahhidin teslimde gecikmesi durumunda sözleşme içeriğine göre yazılı bildirimde bulunulması gereken hallerde hak sahipleri tarafından müteahhide ihtarname gönderilmelidir.

3- Teslimin gecikmesinde yüklenici kusurlu olmalıdır. Yüklenicinin kusuru bulunmayan hallerde geç teslimden bahsedilemeyecektir. Örneğin mücbir sebeplerin ya da haklı nedenlerin varlığı halinde geç teslim söz konusu olmayacaktır. Bu nedenlerle oluşacak gecikmede geçen süreler teslim süresine eklenecektir.

4- Arsa sahibi ya da alıcının zararı olmalıdır. Hak sahiplerinin müteahhitten kira tazminatı talebinde bulunabilmesi için maddi zararı mevcut olmalıdır. Maddi zararın mevcut olup olmadığı somut olay özelinde değerlendirilecektir. Örneğin, geç teslim nedeniyle hak sahibinin başka bir konutta kirada oturmak durumunda kalması ya da geç teslim sebebiyle kira gelirinden yoksun kalması halleri maddi zarar olarak değerlendirilebilir.

5- Arsa sahibi ya da alıcı TBK m.125 kapsamındaki seçimlik hakkını aynen ifa ve gecikme tazminatı olarak kullanmış olmalıdır. Yüklenicinin temerrüdü sonucunda hak sahibinin seçimlik hakları TBK m.125 dahilinde belirtilmiştir. Arsa maliki ile alıcının kira tazminatı talebinde bulunabilmesi için seçimlik hakkını aynen ifa ve gecikme tazminatı olarak kullanmış olmaları gerekmektedir. TBK m.125 uyarınca belirtilen seçimlik hakkın olumlu zarar ya da sözleşmeden dönüp olumsuz zarar olarak kullanılmış olması durumunda kira tazminatı talebinde bulunulamaz. 

“…1.3. Somut uyuşmazlıkta kararlaştırılan cezai şart ifanın geciktirilmesi halinde ifaya ekli olarak kararlaştırılan bir şart olup sözleşmenin geriye etkili feshi halinde ifadan vazgeçildiğinden gecikme cezası istenemeyecektir. Mahkemece taraflar arasında imzalanan sözleşmenin villa parsellerine ilişkin kısmı geriye etkili olarak feshedildiği halde ifa ile birlikte ve sözleşme feshedilmediği sürece istenilebilecek müspet zarar niteliğinde olan kira kaybı tazminatına hükmedilmesi hatalı olmuş, karar düzeltme talebi bu yönüyle haklı görüldüğünden kararın bozulması gerekmiştir…”(Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 07.01.2026 tarihli,   2025/3524 E. – 2026/43 K. sayılı ilamı)

“…Mahkemece ilgili imar müdürlüğünden ve belediyeden durum sorularak deprem yüzünden inşaatların ne kadar süre durdurulduğu belirlenmeli, büyük çapta bir depremin kendiliğinden meydana getirdiği bu gecikme mücbir sebep sayılarak hakkaniyete uygun bir süre için gecikme tazminatı istemi karar altına alınmalıdır…” (Yargıtay 23. H.D., 07.04.2004 tarihli, E. 2003/4795, K. 2004/1968 sayılı ilamı)

Kira Tazminatı Nasıl Belirlenir?

Burada öncelikle taraflar arasındaki sözleşmenin incelenmesi gerekmektedir. 

Sözleşmede kira tazminatının miktarına ilişkin bir madde bulunuyorsa, kira tazminatı sözleşmeye göre belirlenecektir. Örneğin, sözleşmede kira tazminatı olarak her ay 40.000 TL olarak ödeneceği belirtilmişse, kira tazminatı aylık 40.000 TL olarak ödenecektir. Ayrıca sözleşmede bulunan bu husustaki maddelerin cezai koşul mu yoksa kira tazminatı olarak mı kabul edilmesi gerektiği her somut olay özelinde değerlendirilmelidir. Kira tazminatına ilişkin sözleşmede belirtilen hüküm, Kanun’un emredici hükümlerine aykırılık oluşturmakça, taraflar için bağlayıcıdır. 

Sözleşmede belirtilen tutar ile taşınmazın rayiç kira değeri arasında önemli oranda fark bulunuyorsa bu durumda kira tazminatının rayiç kira fiyatlarına göre belirlenmesi gerektiğine dair görüşler ve bazı Yargıtay kararları da mevcuttur. Bu konunun tartışmalı olduğunu  belirtelim. 

Taraflar arasındaki sözleşmede kira tazminatının rayiç kira fiyatları dikkate alınarak belirleneceği kararlaştırılmışsa, müteahhit tarafından rayiç kira fiyatlarına uygun olarak kira tazminatı ödenmelidir. 

Yerleşik ve istikrarlı Yüksek Mahkeme kararlarına göre, taraflar arasındaki sözleşmede kira tazminatı ödenip ödenmeyeceğine ya da tazminatın miktarına dair bir hüküm bulunmasa dahi hak sahipleri, en az rayiç kira fiyatları doğrultusunda belirlenecek bedeli kira tazminatı olarak talep edebilir.

Ayrıca belirtmemiz gerekirse, hak sahipleri kira tazminatı haricindeki varsa diğer zararlarını da ispatlamak kaydıyla yükleniciden tazminat olarak talep edebilir.

“…Dairemiz’ in yerleşmiş uygulamasına göre sözleşmede gecikme tazminatı konusunda herhangi bir düzenleme bulunmaması halinde dahi, arsa sahiplerinin gecikme halinde rayiç bedellere göre gecikme tazminatı istemeleri mümkündür. Sözleşmede ifaya ekli cezai şartın kararlaştırılmış olması halinde de arsa sahiplerinin aksine bir düzenleme bulunmadığı takdirde cezayı aşan zararları için tazminat istemelerine bir engel bulunmamaktadır…”(Yargıtay 15. H.D., 24.04.2012 tarihli, E. 2011/4954 – K. 2012/2741 sayılı ilamı)

“…III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI, Davanın eser sözleşmesinin bir türü olan arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesine dayalı eksik ve ayıp ile geç teslimden kaynaklanan alacak davasına ilişkin olup, davacının arsa sahibi, davalının ise yüklenici olduğu, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmelerinde arsa sahibinin sözleşmeden doğan hakkının, inşaatın zamanında bitirilip teslim edilmesini isteme hakkı olduğunu, yüklenicinin zamanında edimini ifa edememesi sebebiyle, arsa sahibinin gecikmeden kaynaklanan kira tazminatını talep hakkının kanundan doğan bir hak olduğunu, yüklenicinin edimini zamanında ifa etmemesi nedeniyle istenebilecek olan kira tazminatının teslimde geciken her ay için ödenecek bir miktar para olduğunu, kira tazminat miktarının sözleşme yapılırken de kararlaştırılabileceğini bu şartında geçerli olduğunu belirtmiştir.

TEMYİZ KARARI…Sözleşmede dairelerin teslim tarihinin sözleşmenin imzalandığı 30.03.2018 tarihinden itibaren 21 ay olarak kararlaştırıldığı, inşaat süresinin 30.12.2019’da bittiği iskân ruhsatının yüklenici tarafından 25.09.2020’de alındığı, asıl davada davacı arsa sahibi payına düşen kira tazminatının 12 adet bağımsız bölümün 30.12.2019 teslim tarihi ile 25.09.2020 iskân ruhsatının alındığı tarih arasındaki 9 aylık süre için sözleşmede kararlaştırılan aylık 1.500,00 TL kira bedeli üzerinden hesaplandığında (1.500,00 TL aylık x 9 ay=13.500,00 TL) 12 daire kira bedeli 13.500,00… ay=162.000,00 TL olduğu tespitinin doğru olduğu…” (Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 11.11.2025 tarihli, 2025/3544 E. – 2025/3828 K. sayılı ilamı)

“…İstenebilecek gecikme tazminatı ise gecikme sebebiyle arsa sahibinin uğradığı tüm zararlar olup uygulamada asgari olarak gecikilen her ay için mahrum kalınan rayiç kira geliri karşılığı bir miktar para olarak kabul edilmektedir. Sözleşmede gecikme tazminatı belirlenmemiş olsa dahi en az aylık rayiç kira seviyesinde gecikme tazminatının istenmesi mümkündür ( BK.96. madde ). Sözleşmeye konulan maktu gecikme tazminatının amaçlarından birisi de ( genellikle sözleşme yapılırken tatmin edici görülen ) tazminat tehdidiyle yüklenicinin edimini süresinde ifaya zorlamaktır. Gecikme tazminatı sözleşmede hiç kararlaştırılmamış olsa bile teslimde gecikme halinde arsa sahibi en az piyasa rayiçlerine göre belirlenecek kirayı gecikme tazminatı olarak isteyebileceğinden, bu halde arsa sahibi daha iyi konumda olacaksa şartın amacına ulaştığından söz edilemez.

Gecikme süresine bakılmaksızın arsa sahibinin bağlı tutulması hakkaniyete uygun olmadığı gibi yüklenicinin bu yöndeki savunmaları iyiniyet kuralları ile bağdaşmaz, hakkın kötüye kullanılması niteliğindedir ve hukuk tarafından korunmaz ( TMK’nın 2. maddesi ). Bu halde maktu olarak kararlaştırılan gecikme tazminatı miktarının uzun süreli gecikmelerde dahi taraflar için bağlayıcı olacağının kabul edilmesi sözleşmeyle beklenen yarara, tazminatın konuluş amacıyla iyiniyet kuralları ve hakkaniyete aykırı olacağı kanaati oluştuğundan, Dairemizin maktu gecikme tazminatının değiştirilmeksizin uygulanması gerektiğine dair uygulamasından vazgeçilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.

Kararlaştırılan tazminatın süresiz uygulanamayacağı bu şekilde kabul edildikten sonra maktu tazminatın ne kadar süreyle tarafları bağlayacağı ve bu süreden sonra da tüm daireler için toplu gecikme tazminatı hesaplanıp hesaplanmayacağı konusuna gelince; bu süre sözleşmedeki teslim süresi, gecikilen sürenin uzunluğu, öngörülen tazminat miktarı, geçen süre içinde gerçekleşen enflasyon, fiyat artışları, döviz fiyatları ve faiz oranlarındaki artış ve eksilişler ve rayiçlere göre istenebilecek miktar ile maktu tazminatın ödenmeye devam edilmesi halinde arsa sahibinin elde edeceği miktarlar da göz önünde tutulmak suretiyle bu hususta bilirkişi görüşünden de yararlanılarak, sözleşmedeki düzenleme ve miktarın en az 1 yıl süreyle mutlak bağlayıcı olacağı ve maktuen belirlenen miktar ile rayiçlere göre saptanacak miktar arasında en az bir misli fark bulunması gerektiği de dikkate alınarak hakkaniyete uygun biçimde hakim tarafından takdir edilmelidir.

Hakim tarafından belirlenen makul süreden sonraki gecikme tazminatı miktarının da; her bir bağımsız bölüm için taşınmazın mevkii, konumu, ülkenin ve inşaatın yapıldığı yerin sosyo ekonomik koşulları da gözönünde tutulmak suretiyle ve sözleşmede kararlaştırılmış gecikme tazminatı yokmuş gibi gecikme tazminatının en az mahalli piyasa rayiçlerine göre mahrum kalınan kira bedeli kadar olacağı ilkesine göre bilirkişiye hesaplattırılması gerekir…” (Yargıtay 15. H.D., 06.12.2011 tarihli, E. 2011/515 – K. 2011/7200 sayılı ilamı)

Sözleşmede Cezai Şart Varsa Ayrıca Kira Tazminatı Da Talep Edilebilir Mi?

Arsa payı karşılığı inşaat ya da taşınmaz satış sözleşmesinde taraflar cezai şart kararlaştırmışsa, teslimin gecikmesi durumunda hak sahipleri belirlenen cezai şartın kendilerine ödenmesini talep edebilir. Hak sahiplerinin kira kaybı cezai şart miktarından fazlaysa, sözleşmede aksi kararlaştırılmadıkça, sadece cezai şartı aşan kısımla sınırlı olmak üzere kira tazminatı talep edilebilir. 

Taraflar sözleşmede cezai şartın ve kira tazminatının her ikisinin de ayrı ayrı ödeneceğini kararlaştırmışsa bu durumda cezai şart ve kira tazminatı birlikte istenebilir. 

“…2.2. Somut uyuşmazlıkta yerel mahkemece her ne kadar sözleşmede kararlaştırılan cezai şart ile birlikte gecikme bedeline (kira alacağı) hükmedilmiş ise de; sözleşmede kararlaştırılan cezai şart borcun zamanında ifa edilmemesi halinde ödenmek üzere kararlaştırıldığından, TBK’nın 179/2. maddesi gereğince ifaya ekli ceza niteliğindedir. Borcun zamanında ifa edilmemesi nedeniyle bir ceza kararlaştırılmış ise temerrüt halinde bu cezanın ödenmesi gerekir. Ancak alacaklı bu cezayı aşan bir zarara uğradığını ve borçlunun da kusuru bulunduğunu ispat etmesi halinde TBK’nın 180/2. maddesi gereğince ayrıca bu zararı da isteyebilir.

Davaya konu olayda davalının temerrüde düşmekte kusurlu olduğu sabit olup, Dairemizin yerleşik içtihatlarına göre de rayiç kira bedellerinin kararlaştırılan cezai şartı aşması halinde davacı ayrıca cezai şartı aşan bu bedeli de talep edebilir.

Bu durumda mahkemece yapılacak iş; cezai şart bedeli ile birlikte ancak cezai şartı aşan rayiç kira bedeline hükmetmekten ibaret olup bu husus gözardı edilerek cezai şart alacağı ile birlikte gecikme tazminatı olarak rayiç kira bedelinin tümüne hükmedilmesi doğru olmamıştır…” (Yargıtay 6. Hukuk Dairesi,  2025/1612 E. – 2025/2802 K. sayılı ilamı)

Her Geç Teslim Kira Tazminatı Doğurur mu?

Hayır. Burada öncelikle somut olay özelinde taşınmazın teslim tarihi doğru olarak belirlenmelidir. Yüklenicinin kusur durumu, arsa sahibi veya alıcının zararının olup olmadığı, tarafların seçimlik haklarını ne yönde kullandığı gibi birçok konu değerlendirilerek kira tazminatı ödenip ödenmeyeceği belirlenecektir.

Kira Tazminatı Talebinde İspat Yükü

Kira tazminatı davasını açan arsa sahibi ya da alıcı somut durumda meydana gelen zararını ispatlamalıdır. Müteahhit ise teslimin gecikmesinde kusursuz olduğunu ispatlamadıkça meydana gelen zarardan sorumludur.

Kira Tazminatı Taşınmazın Fiili Teslim Tarihine Kadar Hesaplanır.

“…yüklenicinin inşaatın bitirilmesi gereken 10.10.2016 tarihinden itibaren fiili teslim tarihine kadar arsa sahiplerine verilmesi gereken bağımsız bölümler için kira tazminatı ödemekle yükümlü olduğu, arsa sahiplerine bırakılan bağımsız bölümlerin daha önce teslim edildiği kanıtlanamadığından, dosyaya sunulan kira sözleşmelerinin başlangıç tarihlerinin teslim tarihi olarak kabul edildiği, bina imara aykırı yapı niteliğinde olduğundan eksik işler bedeli talep edilmesinin ve nama ifa istenmesinin mümkün olmadığı, davacıların ödediği imar affı bedeli iskân ruhsatı masrafı niteliğinde olmadığından bu masrafın da talep edilemeyeceği, sözleşmede aksine hüküm bulunmadığından mevzuat gereği yapı denetim masraflarından arsa sahiplerinin sorumlu olduğu, imara aykırı yapı nedeniyle yüklenicinin tapu tescil talep edemeyeceği…” (Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 25.11.2025 tarihli, 2025/2408 E. – 2025/4039 K. sayılı ilamı)

“…Davacılar, eldeki dava ile davalıdan satın aldıkları 1,2,3 no’lu bağımsız bölümlerin süresinde teslim edilmemesi nedeniyle sözleşme gereği kira tazminatına hak kazandıklarını ileri sürerek tazminat talep etmiştir. Davalı ise dava konusu bağımsız bölümleri teslim ettiğini, teslim etmediği sürede ise muhik sebeplerin söz konusu olduğunu ve bu nedenle tazminat talep edilemeyeceğini savunmuştur. Mahkemece her ne kadar bilirkişi raporu benimsenmek suretiyle yazılı şekilde iskan ruhsatının alındığı tarih esas alınarak kira tazminatı hesabı yapılmış ise de; 1 no’lu bağımsız bölümün 23.08.2011 tarihinde, 3 no’lu bağımsız bölümün 10.03.2012 tarihinde ve iskan ruhsatının alınmasından önce davacılarca 3. şahıslara kiraya verildikleri anlaşılmaktadır. Kiraya verilen bu yerlerin iskan ruhsatının alınmamış olması, iskan ruhsatının alındığı tarihe kadar kira tazminatı ödenmesini gerektirmez. Hal böyle olunca Mahkemece her üç bağımsız bölümün de davalı şirket tarafından davacılara teslim edildiği tarih tespit edilerek bu tarihe kadar geçen süre ile sınırlı olmak üzere hesaplanacak kira tazminatına hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir…” (Yargıtay 13. HD., 15.10.2015 tarihli, E. 2014/33797 – K. 2015/30237 sayılı ilamı)

“…Somut olayda ise, davacılar vekili dava dilekçesinde, davacıların kendilerine yükleniciler tarafından teslim edilmesi gereken bağımsız bölümleri eylemli olarak kullanmakta olduklarını bildirmektedir. Bildirilen durum bu olunca da; davacılar Ulviye ve Orhan’ın istemleri yönünden 08.06.1999; diğer davacılar bakımından ise teslimde temerrüdün gerçekleştiği tarih olan 01.10.1998 tarihlerinden davacıların bağımsız bölümleri fiili olarak kullanmaya başladıkları tarihler saptanarak bu tarihler arasındaki süre için davacı istemlerinin olmaması gerektiği de dikkate alınarak belirlenecek kira tazminatına hükmedilmesi gerekirken; açıklanan bu hususlar mahkemece gözetilmeden yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru olmamış ve hükmün bozulması gerekmiştir…” (Yargıtay HGK., 07.02.2007 tarihli, E. 2007/15-40 – K. 2007/49 sayılı ilamı)

“…Gecikme tazminatı kural olarak sözleşmede kararlaştırılan teslim tarihinden, eserin eksiksiz ve ayıpsız olarak sözleşmeye uygun biçimde teslim edildiği tarihe kadar ya da iş sahibinin teslimden önce bağımsız bölümü fiilen kullanmaya başladığı veya üçüncü kişiye kiraya verdiği ya da sattığı tarihe kadar istenebilir. Gecikme tazminatı, sözleşmede kararlaştırılmamış olsa bile, zararın kanıtlanması koşuluyla, zamanaşımı süresi içerisinde, her zaman, rayiç kira üzerinden istenebilir; sözleşmede kararlaştırılmışsa, ayrıca zararın kanıtlanmasına gerek yoktur; çünkü taraflar gecikme zararını baştan kabul ettikleri için, bu kabul hükmü tarafları bağlar. Sözleşmede kira ödeneceğine dair hüküm yoksa veya miktar gösterilmeden rayiç kira ödeneceği kararlaştırılmışsa, mahalli rayiçlere uygun olan kira bedelinin bilirkişiye hesaplattırılması gerekir…” (Yargıtay 23. H.D., 20.10.2015 tarihli, E. 2014/10488 – K. 2015/6699 sayılı ilamı)

“…2.1. Diğer yandan Dairemizin 21.02.2019 tarihli kararı ile mahkemece dava tarihinden önce arsa sahiplerinin kendilerine ait bağımsız bölümleri tapuda satıp satmadıkları, fiilen kullanmak ya da kiraya vermek suretiyle ekonomik yarar sağlayıp sağlamadıkları tespit edilerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiği belirtilerek mahkeme kararı bozulmuştur. Bozma kararı uyarınca resmi kurumlardan elektrik, su ve doğalgaz aboneliklerine ait bilgiler ile site yönetiminden aidat ödemelerine ilişkin belgeler dosya kapsamına getirilmiş ancak sözleşme kapsamında arsa sahiplerine ait olması kararlaştırılan her bir daire yönünden fiilen teslim edilmiş sayılıp sayılmayacağı yönünde denetime elverişli, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmamış, mahkeme kararında da bu hususa ilişkin gerekli açıklamalar yapılmamıştır.

2.2. Mahkemece, uyulmasına karar verilen bozma ilamı içeriği dikkate alınarak sözleşme kapsamında arsa sahiplerine ait olması kararlaştırılan her bir daire yönünden dava tarihinden önce fiili teslimin gerçekleşip gerçekleşmediğinin tespiti hususunda tüm belgeler, abonelik kayıtları, site aidat ödemelerine ilişkin yazı ve ekli listeler incelenerek, denetime elverişli, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alarak oluşacak sonuca göre gerekli değerlendirme yapılmak suretiyle sözleşmenin çoklu katlara ilişkin kısmı yönünden gecikme (kira) tazminatı koşullarının oluşup oluşmadığını değerlendirerek karar verilmesi gerekirken, bozma ilamına uyulmasına rağmen gerekleri tam olarak yerine getirilmeksizin verilen karar hatalı olmuş, bozulması gerekmiştir…” (Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 07.01.2026 tarihli, 2025/3524 E. – 2026/43 K. sayılı ilamı)

Kira Tazminatı Zamanaşımı

Kira tazminatı talebi 5 yıl zamanaşımı süresi içerisinde ileri sürülmelidir.

Taşınmazın Teslimi Anında İhtirazi Kayıt Konulmasa Dahi Kira Tazminatı İstenebilir.

“…Gecikme tazminatı, kural olarak direnimden veya ifa için verilen sürenin yükleniciye tebliğ edildiği tarihten başlayarak, eserin kullanıma elverişli olarak fiilen teslim (ifanın tamamlandığı) alındığı güne kadarki süre için, ihtirazi kayıt aranmaksızın istenebilir…” (Yargıtay 15. H.D., 12.11.2015 tarihli, E. 2014/7053, K. 2015/5738 ilamı)

Av. Oktay Altunkaya